Zweig kitabının açılışını bir tartışma sahnesi ile başlatıyor. Pansiyonda kalan misafirler bir skandal üzerine yüzeysel sohbetlerini kenara bırakıp tartışmaya başlıyorlar. Skandalın başkahramanı yakışıklı bir Fransız ile fabrikatörün karısı, iki çocuk annesi Henrietta. Yakışıklı Fransız’ın uzun uzun tasviri yapılıyor ve övgüler alıyor. Zweig kitabı okuyan tek bir kişi bile onu beğenmeyip burun kıvırmasın istemiş. Kibar, mütevazi, her kesimle ilişki kuran, hoş sohbeti olan birisi Fransız. Ancak kendisi fabrikatörün karısıyla kaçınca bir skandal patlak veriyor.
AŞK SENİ DE VURUR ~ JULİE GARWOOD
Highlands’ Lairds serisinin son kitabını bitirerek bir tarihi aşk roman serisinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Mükemmel olmasa da güzel bir seri olduğunu itiraf etmeliyim. Baş karakterlerimiz St. Biel’li Prenses Gabrielle ve İskoç Beyi Colm MacHugh. Bir önceki kitaptan gelen karakterimiz ise Brodick, Ramsey değil.😔
Colm MacHugh, Herkül kadar güçlü ve tabiki savaşta oldukça acımasız biri; yenilmesi de yakalaması da imkansız. Ki bu benim aklıma şu soruyu getirdi, yenilmesi imkansızsa neden kaçsın ki? Sonuçta sadece kaçan biri yakalanabilir. Ayrıca Colm bir önceki kitaptan tanıdığımız Brodick’ten daha öfkeli ve tehditkar. Tam bir yalnız kovboy olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Neyse, kızımız Gabrielle ise yine herkesin peşinde olduğu güzeller güzeli bir kız. Yani bir başka iki mükemmel karakterin aşkını anlatıyor Garwood bize. Bu arada Gabrielle, Brodick’in karısının kuzeni olduğu için Brodick ona az da olsa aile ilgisi gösteriyor.
Gabrielle yaşlı bir bey olan Monroe ile evlendirilmek üzere İskoçya’ya gönderiliyor. Gabrielle’in babası Monroe ile olan evliliği kızının güvenliği için kabul ediyor. Açgözlü Kral John (kendisi önceki kitapta Arianna’nın hazinesinin peşindeydi), St. Biel hazinesinin peşine düşüyor. Gabrielle’in de bu konuda bir şeyler bildiğinden şüpheleniliyor.
Kızın çeyizi Kral John’a ait olan ve oldukça verimli toprakları olan Finney Ovası. Ovanın komşusu olan klanlar da aralarında bu ova için kavga ediyor. Bu klanlardan biri de Colm’un klanı. Aynı ovanın peşinde olan MacKenna klanıyla MacHugh klanı arasındaki bu çekişme sonucu Colm’un ‘güçlü savaşçı’ kardeşi Liam kaçırılıyor. (Daha sonra kitapta Liam da bizim sorduğumuz soruyu sorup bu kadar güçlü olup nasıl kaçırıldığını anlayamadığını söylüyor. Yani yazar da bağlantıyı tam anlamıyla kuramamış ama muhtemelen tekrara düşmemek için de Liam’ı küçük bir çocuk yapmamış.) Bir tesadüf sonucu Gabrielle, Liam’ı görüyor ve onun kim olduğunu bilmeden onu kurtarıyor. Ancak Colm, başka olaylar nedeniyle kardeşini kurtaranın Brodick olduğunu düşünüyor. Zaten kız kitabın sonlarına doğru Liam’ı kurtardığını söylemeye karar veriyor.
Gabrielle’in evleneceği Bey Monroe bir cinayete kurban gidince olaylar patlak veriyor. Gabrielle’in başına gelmeyen kalmıyor ve Brodick, Colm’dan borcunu ödemesi için Gabrielle ile evlenmesini istiyor. Yani aşkla başlayan bir ilişkileri yok hatta kız Colm’u ilk gördüğünde korkudan nefesi kesiliyor. Ancak garip bir şekilde bir anda Colm’dan hoşlandığını da öğreniyoruz.
Sonuç olarak mükemmel olmayan ama güzel ve eğlenceli bir kitapla karşı karşıyayız. Lokmalık bir kitap olduğunu da söylemeliyim. Öyle kafa yoran bir tarafı yok. Tarihi aşk romanları arasında okunabilitesi yüksek romanlardan.
Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤
UĞURBÖCEĞİ ~ D.H.LAWRENCE
D.H. Lawrence 1885 – 1930 tarihleri arasında yaşamış dönemine uyum sağlayamamış bir yazardır. Kitabında normal bir aşk hikayesi anlatılmıyor. 1918 yılında bir aşk hikayesiyle savaş manzarası anlatılıyor aslında.
RÜZGARDA SAVRULAN KÜLLER ~ KATHLEEN E. WOODİWİSS
695 sayfalık kitap bize bir roman olduğunu dolu dolu hissettiriyor. Yazarın oldukça detaylı bir dili var. Olayları gözünüzde canlandırmak için büyük çaba harcamış. Betimlemeler o kadar fazla ki olayı gözünüzde canlandırmamanız imkansız hale gelmiş. Detay seviyorum diyenlerdenseniz şiddetle tavsiye ederim. (Ben bir detaysever olarak biraz bunaldım açıkçası ama yine de şansınızı deneyin.)
ÖLÜMLE RANDEVU ~ MARİO MAZZANTİ
Kitap Ortaçağ araştırmaları yapan ünlü bir profesörün ölümü ile başlıyor. Komiser Benni de katilin peşine düşüyor. Ellerinde çok az ipucu var ve olaylar da oldukça yavaş bir şekilde gelişiyor. Olay her ne kadar 2006 yılında geçse de daha çok tarih anlatılıyor. Tarih kısımlarının anlatılması içinse Komiser Benni’nin sevgilisi Angela yardımcı oluyor ve tarihe meraklı bir doktora başvuruyorlar.
Açıkçası kitap Komiser Benni ve sevgilisi Angela’nın tarih dersi almasını daha çok anlatıyor. Çok fazla Hristiyanlık tarihi anlatılıyor ve bu durum insanı sıkıyor. Çünkü bu kitabı tarih okumak için elime almamıştım sonuçta. Çok fazla tarih olduğu içinde okuyucunun dikkati dağıtılıp gülümsetilmek istenmiş ancak bu girişim işe yaramıyor. Çünkü espriler havada kalmış. İlk 134 sayfa adeta bir tarih kitabı olarak yazılmış gibi. Ancak deliller sürekli tarihi olaylar ilgili çıkınca bu durumda uzuyor.
Bir de elyazması ortaya çıkınca tamam bakalım daha ne kadar sıkıcı olacak, dedim. Çünkü benim okuduğum tek el yazması Marx’ınkiydi. Ancak elyazması kitapta okuduğum en güzel kısımdı. Yani kitabı biraz elyazmasını bitirmek için hızlı okudum.😁
Aksiyonu düşük bir kitaptı. Aslında tarihin bir ders gibi anlatıldığı kısımlar bitince kitabı okumak kolaylaşıyor. Ancak tarihi sevmeyenlerin okuyabileceği bir kitap değil. Tarihi sevenlerinde (ki ben tarih severim) Hristiyanlık tarihine daha doğrusu İtalya tarihinde Hristiyanlığa ilgi duyması okumayı kolaylaştırır. Mario Mazzanti’nin şuana kadar çevirisi yapılan diğer üç kitabı da okudum ve bu kitap kendimi zorlayarak okuduğum tek kitaptı. Bir yazarın hayatımda gördüğüm en iyi ve en kötü kitabın ikisini de yazabileceğini düşünmezdim. Ama Mazzanti bunu başardı. Ölümle Randevu okuduğum en kötü polisiye romandı.😓
Bir sonraki kitapta görüşmek üzere. ❤
ÖLDÜRMEK İÇİN MÜKEMMEL BİR GÜN ~ MARİO MAZZANTİ
Bir başka cinayet kitabıyla daha karşınızdayım.😼 Mario Mazzanti yine mükemmel bir iş çıkarmış. Yazar bu defa kaçırılan küçük bir kızı arıyor. Önceki kitaptan da tanıdığımız Trevis yine olaylara dahil olsa da baş kahramanımız bu sefer o değil. Zaten aradan 20 yıl da geçmiş ve yıl 2004 olmuş. Yani Trevis de artık yaşlanmış ve sadece birkaç kişiyi tedavi ediyor.
Kaybolan küçük Ami’nin arayışı insanı gerçekten geriyor. Mükemmel görünen bir ailenin kızı olan Ami kaçırıldığında insan haliyle kimse bu kadar mükemmel olamaz, diyor ama olaylar öyle bir hal alıyor ki vay be demekten de kendini alamıyor insan. Ami kaybolduktan sonra herkes elinden geleni yapıyor. Ancak ardından gelen kaybolma haberleri insanı oldukça geriyor. Böylece kitap okundukça kendini daha çok okutuyor. İnsanı bitirene kadar merak içinde bırakan yazar, kitabının son sayfasına kadar (kesinlikle mecaz değil) okuyucuyu şaşırtmaya devam ediyor.
Mario Mazzanti katillerini profillerini de oldukça iyi çiziyor. Sürekli bir suçlu arayışı içinde olduğum için karşılaştığım her karakteri dikkatle incelemeye çalıştım. Doğruyu söylemek gerekirse bu kitap için suçluları bulmak oldukça zordu. Bence Şah Mat’tan sonraki en iyi romanıydı, tartışmasız. Mazzanti’nin dilimize çevrilmiş 4 kitabı var. Ben üçünü okumuş biri olarak son kitabını da (Ölümle Randevu & Elyazmasının Sırrı) bir an önce okumak istiyorum. Bu kitabı bir gün içerisinde bitirdiğimi de söylemeliyim sanırım. O kadar sürükleyici ve merak uyandırıcıydı ki kitabı elimden bıraktığım an vazgeçip tekrar kitaba dönüyordum.😁 Eğer cinayet, suç, polisiye romanlarından hoşlanıyorsanız bu kitabı kesinlikle okumalısınız.
Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤
YEMİNİMİ BOZANA KADAR ~ JULIANNE MACLEAN
Yeminimi Bozana Kadar, tarihi aşk türünde yazılmış bir roman. Ancak kitap bir seri kitabıymış ve ben bunu ancak kitabı bitirdikten sonra öğrendim. Aslında o kadar büyük bir sorun değil sıraya göre okumamak ama okunsa tabiki daha iyi olur. İki kitaplık seri şöyle;
1-Ben Sana Tutsak
2-Yeminimi Bozana Kadar
Kitabın başında birileri bir kaleyi fethediyor ama açıkçası İskoçlar mı İngilizlerin kalesini fethediyor yoksa İngilizler mi İskoçların kalesini fethediyor pek anlayamadım. Yani oldukça kafa karıştırıcı bir başlangıçtı. Ancak sonradan anladım ki kahramanlarımızın ikisi de İskoç ve Büyük Britanya adı altında yaşıyorlar. Büyük Britanya da aşağıda gördüğünüz gibi İngiltere ve İskoçya’nın (Galler’de var tabi) birliğinden oluşuyor.
GÖRDÜĞÜNE ASLA İNANMA ~ MARİO MAZZANTİ
İlk olarak Şah Mat kitabıyla tanıdığım yazar bende adeta bağımlılık yaptı. Doğruyu söylemek gerekirse Şah Mat en sevdiğim kitaplardan biridir. Ancak buraya yazısını koyamayacak kadar önce okuduğum için sadece bu cümlelerimle tavsiye edeceğim. Gördüğüne Asla İnanma ise yazarı bir kere daha sevmeme neden oldu diyebilirim. Oldukça sürükleyici bir kitaptı, iki gün içinde bitti. Ancak yine de belirtmek gerekirse bir Şah Mat değildi.😉
DÜNYAYA ORMAN DENİR ~ URSULA K. LE GUİN
Ursula K. Le Guin bilim kurgu türünün önemli bir yazarıdır. Bilimsel yönü ağırlıklı olmasa bile gezegenler arasılık, insanların değişimi – ilerleyişi (gerçi kime göre-neye göre ilerleyiş?) anlatarak fantastik bir dünya oluşturuyor, bu da onu bilim kurgu dünyasında önemli bir yere oturtuyor. Le Guin’in dili ağır değil, öyle süslü sözcükleri yok ama anlatmak istediğini yalın ve akıcı şekilde anlatıyor.
Gezegenleri insanlar tarafından ele geçirilmiş Atsheliler (yaratıkçıklar da deniyor, ancak bu ırkçı bir söylem olarak görülüyor), köle olarak kullanılıyor. Bunun adı her ne kadar gönüllü yardım hizmeti olarak geçse de öyle olmadığını anlatıyor yazar bize. Atsheliler barış yanlısı bir toplum olarak onlara gezegenlerine kabul ediyorlar. Ancak insanlar onların bu davranışını suistimal ederek Atshelilere tecavüz ediyor, şiddet uyguluyorlar. Her iki ırkında birbirini çocuk gibi gördükleri söylenebilir sanırım. Ancak Atsheliler artık şiddet ve tecavüzden bıkmış durumdadır, bu yüzden de insanlara kendi silahlarıyla karşılık vermeye karar verirler.
TEK İSTEDİĞİM HER ŞEY (DEDİKODUCU KIZ 3) ~ CECİLY VON ZİEGESAR
Dedikodu Kız serisinin üçüncü kitabını da bitirmiş bulunmaktayım. Yani 13 kitaplık bir seride 10 kitabım kaldı.😊 Serinin kitaplarını tam olarak hiç yazmadığımı fark ettim. O yüzden Dedikoducu Kız serisinin kitap sıralamasını şuraya bırakıyorum efendim;
1-Dedikoducu Kız
2-Beni Sevdiğini Biliyorsun
3-Tek İstediğim Her Şey
4-Çünkü Ben Buna Değerim
5-Ben Böyle Severim
6-İstediğim Sensin
7-Kimse Daha İyisini Yapamaz
8-Hiçbir Şey Bizi Bir Arada Tutamaz
9-Anca Rüyanda Görürsün
10-Sana Hiç Yalan Söyler Miyim?
11-Sakın Beni Unutma
12-O Sen Olmalıydın
13-Seni Daima Seveceğim
Kitabımıza döndüğümüzde New York’a noel zamanının geldiğini görüyoruz. Bu sırada önceki kitabın sonunda barışan Serena ve Blair ise arkadaşlıklarının tadını çıkarıyorlar.



















